Okul Öncesi Dönemde Görsel Sanat

Renkli bir hayat okulu  ya da okul öncesi çağda görsel sanat
Kucukinsan.com
içinde gezinirken tıkladığınız bu bölümü doğrudan ilgilendiren "Okul öncesi dönem çocuklarında görsel sanat eğitimi" (2) konusu, kendisi de bir ressam olan akademisyen, Yard. Doç. Oya Abacı'nın uzun yıllarca üzerinde durduğu bir olgu.

Bu sitede sık sık adını anacağımız Abacı, halen Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü'nde Sanat Eğitimi ve Müze Eğitimi konusunda çalışmalarını sürdürüyor.

Oya Abacı," Okul öncesi dönem çocuklarında görsel sanat eğitimi" hakkında şunları vurguluyor (2):

"...Sanat, küçük yaştan beri alınagelen sanat eğitiminin kazandırdığı estetik duyarlılık süzgecinden geçerek, yaşam biçimimizde, bireysel ve toplumsal ilişkilerimizde, olaylara bakışımızdaki tutum ve davranışlarımızda somutlaşır. (2, Sayfa 7)... Sanat, yaşantımız içinde olması gereken bir niteliktir. Bunun eğitimi de doğumla başlar...

Okul Öncesi Eğitimi döneminde (3 - 6 yaş) sanat eğitiminin yeri mutlaka olmalıdır. Bu ise 'aktif katılım'la başlar. Çocuk, içinde yer aldığı Dünyayı ve yaşadığı olayları anlayabilmek için, onları yaşar, değerlendirir ve taklit eder. Aktif öğrenme için en uygun ortam, oyunun yanı sıra sanat etkinlikleriyle oluşturulur. ( Yazar Abacı, sözlerinin bu bölümünde Dr. İnci San'ın 1977'de yayımladığı "Sanatsal Yaratma, Çocukta Yaratıcılık" adlı çalışmasına göndermede bulunuyor. Bu yayıma ve San'ın aktardıklarına daha sonra döneceğiz. - E. A.)

Sanat etkinliklerinde kişisel yetenekler belirginleşir. Her birey, aynı yeteneklere sahip değildir. Dolayısıyla da aynı ölçütlerle değerlendirilemez. Bu yüzden sanat etkinlikleri, sağladığı zengin ve özgür ortamla, çocuğu tanımak, yeteneklerini keşfetmek ve bunlar doğrultusunda yönlendirmek için iyi bir gözlem alanıdır." (2, Sayfa 8)

Yard. Doç. Sevgi Gürtuna , "Çocuk ve Sanat Eğitimi" / Çocuğum Sanatla Tanışıyor (3) adlı çalışmasında da, çocuklardaki sanat eğitiminin getirdiklerini özetlerken, özellikle beynin sağ ve sol kürelerinin dengeli kullanımına işaret ederek şunları aktarıyor:

"Sanat Eğitimi, beynin sağ ve sol yarım küresini dengeli bir biçimde kullanmayı sağladığından, çocukta görsel algılama, estetik beğeni, düş gücünü kullanabilme, yaratıcı düşünceye yardımcı olmanın yanında, konuşma, okuma ve yazma gibi becerilerin geliştirilmesine de katkıda bulunur. Böylece çocuk, kendini anlatmada Plastik Sanatlar'ın yanı sıra, Müzik, Şiir, Yazın, Drama ve Müze Eğitimi vb. gibi alanları da kapsayan, çok yönlü bir eğitimden faydalanabilir." (3, Sayfa 16)

Gürtuna'ya (3) bakılırsa, 2 yaşından 12 yaşına uzanan bu eğitim süreci izlemek. el ve sanat becerilerinin gelişimi bakımından beş ayrı düzlemde ele alınabiliyor:

Buna göre: " Çizgisel Gelişim" evresinde, miniğin yaptığı gelişigüzel karalamalar, yerini, gelişim süreci içinde belirgin çizgiler ve sembolik anlatımlara bırakıyor. "Bedensel Gelişim" anında ise bebek, büyük ve küçük kas gelişimine koşut olarak, kalem tutma eyleminden araç - gereç egemenliğine doğru giderek, artan bir ilerleme gösteriyor. 'Toplumsal Gelişim' noktasında ise minik sanatçı, çocuk resimlerinde tek bir figür çizmek yerine, çok sayıda figür çizmeyi tercih ediyor. Bebek bu aşamada 'toplum' içinde yaşadığının bilincinde oluyor ve resimlerine de bunu aksettiriyor. Bu süreci 'Ruhsal Gelişim'i izliyor. Bu noktada küçüğün resminde düzen fikri ortaya çıkıyor. Denge ve uyum kendini gösteriyor. Tüm bunları kapsayan 'Kişilik Gelişimi' ise, Gürtuna'ya göre kendini birbirine benzeyen çocuk resimlerinin 'farklılaşması' ile gösteriyor. Biçim, renk ve konulardaki farklılıklar. çocuğun bütün bu özellikleriyle doğrudan ilintili oluyor.

Dr. İnci San'a göre ise çocuktaki sanatsal yaratıcılığa ilişkin zihinsel yeti ve süreçler başka başka - ama yine çok değerli yaklaşımlarla - bezeli. San, alanında mükemmel bir kaynak olarak sizlerle paylaşmaktan büyük keyif aldığım bu çalışmasında "Algı, İmge, İmgelem ve Yeti Süreçleri "nden bahsederken. Gürtuna'yla akıl teması içinde olarak. "Algı "yı şöyle niteliyor:

"...Her çocuğun duyu ve duyumlarını kullanma yolları birbirinden değişiktir. Algı, "göz önündeki nesnelerin beş duyu yolu ile alınan izlenim ve yorum işlemi" olduğuna göre, sanatsal etkinliğin en önemli aşamalarından birini görsel algılama meydana getirecektir."

İ nci San'ın eserinde fikirlerine atıfta bulunduğu bir diğer Çocuk Psikoloğu, Arthur Jersild ise, çocukların desen çizme yeteneklerinin, biçimleri dokunma duyuları yoluyla ayırdetme yetenekleriyle birlikte geliştiğine dikkat çekmiş.

Jersild'e göre, çocuk ancak 6 yaşlarında, görmeksizin dokunma, elleme gibi yollara başvurarak yıldız, haç gibi karmaşık biçimleri tam olarak kavrayabilen bir varlık olarak anlatılıyor. Ancak yalnızca görme yolu ile formları kavrama ise, daha erken yaşlarda oluşuyor. (5, Sayfa 104)

Bir diğer Çocuk Psikoloğu, Hurlock'a göre ise çocuk, 6 aylık iken kare, üçgen ve oval gibi basit geometrik biçimleri ayırt edecek düzeye erişiyor. Bebek, bu topladığı bilgileri daha sonra belleğinde kaydederek, daha sonra kullanmak üzere depolama evresini yaşıyor.

15 aylık ile 2 yaş arasında ise, üçgen ve bazı diğer biçimler, birer kavram olarak bebeğin bilincinde yerleşmiş oluyor. Bebek, 3 yaşına geldiğinde ise, yalın olarak yuvarlaklık, silindirik veya iki boyutlu yuvarlaklık gibi kavramları yeterince geliştirmiş oluyor. Formlar arasındaki ayrımları algılama da, buna koşut olarak zamanla evriliyor. ( 5, Sayfa 104)

Sözün bu kısmında yine Gürtuna'ya kulak verelim. Ona göre, çocuğun 'Çizgisel Gelişim' aşamaları şöyle şekilleniyor:

A - Karalama Dönemi (2 - 4 Yaş): "Havada elleriyle, kollarıyla şekiller çizerek bir duygusunu ya da gereksinimi anlatmaya çalışan bebek, 18 aylık olduğunda büyük kol hareketleriyle kâğıt üzerinde kavisler çizebilecek duruma gelir.

2 yaşında, kâğıda gelişigüzel şekiller ve denetlenemeyen düzensiz çizgiler karalar. Malzemeyi tanıyıp cinsine göre kullanma aşamasında, kalemini kâğıt üzerinde oynatırken artık ikisinin de işlevini biliyordur. Ama yine de elindeki malzemeyi daha yakından tanımayı ister. Ağzına götürür, tadına bakar, fırlatır atar. Çünkü çocuk için bütün bunlar oyundur. Çocuk, kâğıdın üzerinde bıraktığı çizgiyi görünce yaratıcı gücünün farkına varır. Önceleri parmaklarını yeterince kullanamasa da, rastlantıya dayalı bu zevkli uğraş, çocuğun tekrarlamaktan zevk aldığı, coşku veren bir eyleme dönüşür. İlk başlarda, omuzdan gelen hareketlerin yarattığı dikey ve çizgilerin yerini, bilek ve ellerden gelen yatay çizgiler alır.

Çocuğun dikey - yatay çizgilerle yaptığı deneyimler, 2,5 yaşında çembere, ve giderek kalın bir yumağa bürünür...Kaslarının egemenliği arttıkça, çizgilerin yönü de denetim altına girer. Kontrollü karalamaların başlaması, görsel algıyı da geliştirir ve çocuk, karalamalarında amaca yönelik sistemli bir uğraş içine girer.

El, göz eşgüdümünün gelişmesi, 3 yaşındaki çocuk için zevkli bir keşif, aynı zamanda bir hazdır. Önceleri içgüdüsel olan bu çizgiler, sonradan birbirinden bağımsız gibi görünen, daire, üçgen, elips ve dalgalı çizgilere dönüşür.

Yaratma kaygısı içinde olmayan çocuk için önemli olan, kendini anlaşılabilir kılan bu zevkli süreçtir.

Karalama döneminde çocuğa boya verildiğinde, genellikle rengin önemini ve anlamını ayrımsayamaz; boya kalemi ve fırçayı renk bölgeleri yapma eğilimi ile kullandığı gözlemlenir; nokta vuruşlarla, yukarıdan aşağıya veya yatay biçimde denemelerle boyaları sıçratarak oyununa devam eder.

Çocuğun nesneler Dünyasında tanıdıklarının yapısal bir eşdeğeri olan ve yaklaşık 3 yaşında ayırt edilen "Simge" genellikle bir insan figürüdür. Başlangıçta çizilen insan figürü, eksiklerle dolu yalın birkaç çizgiden oluşur.

3 yaşında bir çocuk, insan figürü olarak baş çizmeyi yeğler; gözler, ağız ve burun, yüzdeki yerlerini almışlardır. Baş olarak betimlenen daireden, düz bir çizgi halinde kol ve bacaklar çıkar.

4 yaşındaki çocuk, başlı insan figürü, çöp adamlar çizmeye eğilimlidir. Giderek, başa kollar ve bacaklar da eklenir. Çocuk bu dönemde sayfayı istediği gibi kullanır. Çizgileri boşlukta uçuşur. Bu devrede önemli aşama, çocuğun, karalamaları sırasında öyküler anlatmaya başlamasıdır. Yetişkinler tarafından kendisine anlatılan masallardan etkilenen veya kâğıttaki çizgilerinden dış Dünyadaki nesnelere yönelik benzerlikler çıkaran çocuk, imgesel düşünme sürecine girer. Dikkatli ve özenli çalışır. Yoğun biçimde kendini resmine verir. Bitirdiğinde, yaratımından gurur duyar ve arada bir benzerlik olmasa da ona bir isim verir. Yapıtının kendi deneyimleriyle ilişkisini kurma gereksiniminin bilincine varmıştır." (3, Sayfa 48 - 51)

Peki ama, tüm bu süreçler için en faydalı atmosfer nasıl sağlanacak ? İşte, Sevgi Gürtuna da, bu süreci titizlikle işlediği çalışmasında, özellikle bu tür aktivitelerin sağlıklı bir atmosferde ortaya konulması gerekliliğini, yine Oya Abacı'ya atıfla aktardığı şu 'kaideler'le bize anlatmış:

"...Okul öncesi dönemde çocukların yetkin bir sanat eğitimi alabilmesi için, öncelikle uygun fiziksel ortam yaratılmalıdır. Etrafın kirlenmesi kaygısı yaşanmadan, çocukların rahat hareket edebileceği, yaşlarına uygun her çeşit malzemeyi kullanabilecekleri büyük ve rahat masaların bulunduğu, yeterli ışık ve oksijen alınabilen mekânlar. çocukların sanat eğitimi için uygundur. Sınıflarda ve evlerde resim çalışmaları için pratik ve çok amaçlı köşeler yaratılabilir. Silinebilir döşemelerin yeğlenmesi, çocukların serbestçe çalışmalarını sağlayacaktır. Bu köşelere, gerektiğinde yeri değiştirilebilecek, kullanmadıkları zaman içine araç - gerecin yerleştirilebileceği hareketli dolapların konması, kullanım rahatlığı getirecektir." (3, Sayfa 48)

Gürtuna, söz ettiği bu sürecin, "Karalama Dönemi" çocuklarının biçimsel malzeme ihtiyaçlarına ise şöyle değiniyor:

"Çocukların kalem tutmayı öğrenmeleri için, farklı kalınlıkta, farklı sertlik ve renkte kalemlerler ve fırçalarla resimler yapmaları sağlanmalıdır. Bu süreçte çocuk, kâğıdını başkalarıyla paylaşmaktan kesinlikle hoşlanmaz. Ona ilgisini canlı tutacak, farklı renklerde büyük boy kâğıtlar vermek, en doğru davranış olur.

Karalama dönemini, çok miktarda karalama yaparak aşmaya çalışmaları, çocukların çizgisel gelişimlerini olumlu etkileyecektir. Çocuk ne kadar karalama yaparsa, karalamalar da o kadar çabuk, kırık, dairesel. düz ve net çizgilere dönüşecektir. Yağlı pastel boyalar. kuru boyalara göre daha canlı renklerde olduğundan, kâğıt üzerinde kolay kaydıklarından, ve kuru boyalara göre daha kalın oldukları için rahatça kavranabildiklerinden, bu dönem çocuğun kullanımı için son derece uygundur.

Bu yaş grubu çocuklarına verilebilecek bir başka çalışma da, 'baskı' çalışması yapmaktır. Suluboya veya kıvamı hafif, akışkanlığı fazla tutkallı boya ile parmak ve ellerini rengârenk boyayarak, çocuğa parmak, el veya ayak baskıları yaptırılabilir. Aynı yöntemle çeşitli sebzelerle, yapraklarla, buruşturulmuş renkli kâğıtlarla yapılacak baskılar, çocukların yaşayarak öğrenme yolunda atacakları ilk adımları olabilir.

Ayrıca bu yaşlarda, anlamlı biçimler çıkarılması beklenmeksizin, oyun hamurları ve çeşitli yoğurma maddeleri ile çalıştırılmaları, çocukların küçük kas gelişimlerini etkileyecektir." (3, Sayfa 50 - 52)

Şimdi biraz da, Gürtuna'nın çocuğun ikinci çizgisel gelişim aşaması olarak aktardığı, 4 - 7 yaş arası "Şema Öncesi Dönem"e geçmeden önce bir de şu ana kadar işlediğimiz 2 - 4 yaş dönemine dair farklı uzman görüşlerine yoğunlaşalım: 1976'da 'Çocuğun Resim Eğitimi'nin kitabını yazmış, aynı zamanda da bir ressam olan Zerrin Kehnemuyi ise, "Çocuğun Görsel Sanat Eğitimi" adlı kitabında aynı dönem için "Özanlatımın ilk belirtileri" ifadesini kullanarak şunları aktarıyor:

"Her çocuk, ilk resim eylemine karalama ile başlar. Bazı çocukta uzun sürer bu, sazısında ise kısa sürede, biçimli veya anlamlı çizgilere dönüşür. Düzenli çizgiye başlayan çocuk, zekâ ve el arasında oluşan kontrollü bir çizgi evrenine girmiş demektir. O, çizdiği çizgilerle hareketleri arasında bir bağlantının varlığını keşfetmiştir. Artık bundan sonra çocuk, hareketlerini kontrol etmek üzere, çizgilerini istediği yönde çizebilmektedir. Bu ustalık gerektiren deney, ona yalnız güven sağlamaz, ayrıca kinetik yol ile, neler ortaya çıkarabileceğine bir tanıktır. Bir gün çocuk, yaptığı çizgileri adlandırmaya başlar. Örneğin: "Bu bir tren", ya da "Bu, annem çarşıya giderken..." der. Bu dönemde çocuk bir evrim yoluna ve böylece, imgeleme dayalı düşünüşe geçmiş oluyor. Öğretmenin, ona bu yeni düşünce dünyasında güven ve cesaret vererek, her bakımdan yardımcı olması gerekiyor...

Diğer taraftan, Dr. İnci San da, 3 ve 4 yaş evresindeki çocuklar için şu bilgileri bize aktarmış:

"...3 yaş ve sonrasına rastlayan bu dönemde, çocuk bol renkli boyama gereci ister. Kalemle çizdiğinde cisimlere benzer çizgileri daha belirgindir. Fırça ile boyadığında ise fırça darbeleri artık çeşitli ve ritmiktir. Bazen bütün bir sayfayı tek bir renkle kaplayabilir. Ya da değişik renkleri, enli şeritler ya da büyük lekeler halinde kullanır. Çocuk, resimle uğraşırken kendini yoğun biçimde verir..." (5, Sayfa 137)

"Gesell adlı bir uzman psikolog da, 4 yaşındaki çocuk için şu özellikleri belirtmektedir: Çocuk, kalem ya da fırçayı yetişkinler gibi tutar. Büyük bir dikkat ve titizlikle çalışır. Düşünülerini, etkin bir imgeleme ile kâğıda geçirir. Şekiller çizer, kabaca harflere benzer şeyler yazar. Nesneleri az ayrıntılarla belirtmeye başlar. Cisimlerinin büyüklükleri ve mekânla olan bağlantıları zayıftır. Kendisi için çok önemli olan bazı ayrıntıları, çok büyük olarak çizer. Sözgelimi, bir çocuğun çizdiği Trafik Polisi'nin, gövdesi kadar büyük eli vardır. Çocuk, insan figürü ve diğer şekilleri yatay, yani yatar durumda çizebilir. Dış çizgilerini çizdiği nesnelerin içlerini boyamaya bayılır. İlk kez, kendini eleştirmeye başlar. Ürünleri kişisel değer kazanır; yuvada çizmişse, onları eve götürmek ister..." (5, Sayfa 138)

Dipnotlar ve kaynakça: (1) - Yazılı kaynaklar ve Arkeolojik Buluntular ışığında Antik Devirde Çocuk Eğitimi / Yazan: Ian Jenkins, Çeviren: Hasan Malay - Yayına Hazırlayan ve Yöneten: Nezih Başgelen - Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Araştırma, İnceleme ve Belgeleme Dizisi - 3. Baskı - İstanbul 1993. (2) - Okul Öncesi Dönem Çocuklarında Görsel Sanat Eğitimi, Oya Abacı, Morpa Kültür Yayınları, 2. Baskı, 2003 (3) - Çocuk ve Sanat Eğitimi - "Çocuğum Sanatla Tanışıyor", Yard. Doç. Dr. Sevgi Gürtuna, Morpa Kültür Yayınları, 4. Baskı (4) - "Çocuğun Görsel Sanat Eğitimi", Zerrin Kehnemuyi, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Doğan Kardeş Kitaplığı İlkgençlik Dizisi 76, 5. Baskı - (5) "Sanatsal Yaratma, Çocukta Yaratıcılık", Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İkinci Baskı, 1979



1


Article Düzenle

Yorum Ekle

Web Tasarım Data1        

İsim Bankası

Reklam Verin

Tatlı Sözlük