Hoşgeldiniz (Küçükİnsan için belirlediğiniz kullanıcı adı-mail adresi ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz) Arama | Aktif Konular | Giriş

Cevapla
Kimden:
Mesaj:

Bir mesajdaki maksimum harf sayısı: 32767
Kalın İtalik Altçizgi   Highlight Alıntı Kod Resim Ekle Link Oluştur   Sola Hizala Ortala Sağa Hizala   Daha fazla BBCode Tagı
Font Rengi: Font Büyüklüğü:
Güvenlik kodu:
Güvenlik kodundaki yazıyı giriniz:
  Önizleme Kaydet İptal

Son 10 E-posta (Ters sıralamayla)
Admin Gönderildi: 17 Ağustos 2010 Salı 11:56:00(UTC)
 
Çocuklarda anne - babayı en zorlayan konulardan birisi de yemek yemede yaşanan sıkıntılardır. Çocuk doğduğu andan itibaren (ne kadar yapabiliyorsa) maksimum zaman diliminde anne sütüyle beslendikten sonra 9-10 aylarından itibaren bütün yiyeceklerle normal şekliyle tanışmak durumundadır. Yavaş yavaş küçük lokmalar ile biraz ezerek ama blender kullanmadan, püre haline getirmeden yiyeceklerin doğal görünüşlerini bozmadan yemeğe alışmalıdırlar. Evde her ne pişiyorsa, aile fertleri ile birlikte masaya oturup yemek yeme alışkanlığını 1 yaşından itibaren çocuklar kazanmaya başlamalıdır. Ezilen veya püre haline getirilen ve doymadığı kaygısı ile çocuğa yemeği yedirilen durumlarda yemek yeme alışkanlığının kazanılması uzun zaman almaktadır. Bu arada ebeveyni çileden çıkaran durumlarla karşılaşılabilmektedir. Akşam yemeğinde ağzına aldığı lokma ile ertesi sabah uyanmak gibi...

Çocuk önceleri mama sandalyesinde bütün aile fertleri ile birlikte masaya bir birey olarak oturmalıdır. Hızlı ve zorlu yaşam koşullarında, özellikle babaların akşamları eve geç gelmeleri gibi durumlarla sık karşılaşıldığı için hangi öğünlerde oturabiliyorsa bu durumdan azami derecede istifade edilmelidir. Annenin başka saatte, babanın geç vakitte, çocukların her gün bir başka canının istediği yerde yemek yediği durumlarda yemek yeme alışkanlığının kazanılmasını nasıl bekleyebiliriz ki?

Yemek her zaman yemek masasında, her zaman mümkün olduğu kadar aynı saatte yenmeğe çalışılmalıdır. Yemek yerken televizyon seyretmek, oyun oynamak, bir başka aktivite ile meşgul olmak doğru değildir. Çocuk her ne yapıyorsa farkında olmalıdır. Yemek yerken de yediği lezzetin farkına varması, çatal - kaşığı kullanması önemlidir. Başlangıçta yeni tatlarla karşılaşırken direnç gösterebilir ancak sabırla, küçük lokmalarla denemesi sağlanmalıdır.

2-3 yaşlarında, yemek tabağına koyacağınız yemeğin miktarının belirlenmesini isteyebilirsiniz; tabağına aldığı yemeği bitirmesi gerektiğini söyleyerek. Bu davranışla çocuk verdiği kararın sorumluluğunu alacak ve başladığı işi bitirme alışkanlığını da elde edecektir.

Yemek boyunca "Haydi ye, haydi ye." diye ısrarcı olmamalı, herkes sofradan kalkarken masadan O'nu da kaldırmalı, bir sonraki yemeğe kadar hiçbir şey yiyemeyeceği anlatılmalıdır. Arada abur - cubur atıştıran çocuklar yemek yeme gereksimini böyle karşılayacaktır ki, bu doğru değildir. 1-1.5 yaşından itibaren çocuğun masada kendi yemeğini yemesine izin verilmelidir.
Taklit çocuklar için büyük bir öğrenme faktörüdür. Sebze masaya geldiği zaman "Ben bunu yemem." diyen bir ebeveyni gören çocuğun sebze yemesini beklemek biraz haksızlık değil mi? Her davranışımızda olduğu gibi yemek yeme konusunda da çocuklarımıza model olmalıyız.

Yemek masası bir "ring" haline gelmemelidir. Yemek saatleri anne - babanın gerildiği, "Şimdi yine yemeyecek, sinirleneceğiz, burnumuzdan gelecek." yaklaşımları ile masaya oturulduğu gergin zamanlar olmamalıdır. İnanın ki, çocuklarının alıcıları bu negatif durumu öylesine güzel algılarlar ki, ve bunu daha çok kullanma eğilimine girerler. Özellikle annelerin yemek yeme konusundaki hassasiyetlerini hisseden çocuklar O'nun yanında işleri daha çok çığırından çıkarırlar. Ağzını açmama, yemeği ağzında tutma, püskürtme, tabağı fırlatma, ağlama çok görülen sıkıntılı durumlardır. Öncelikle soğukkanlı olup onlara bu kozu vermemeliyiz. Yemeği sizin için değil, kendileri için yemeleri gerektiğini davranışlarımızla anlatmalıyız. Sizi memnun etmek için değil, sağlığı ve büyümesi için yemek yemesi gerektiğini anlamalıdırlar.

Yemek sonrasına çok sevdiği bir aktiviteyi koyabilirsiniz. Ona ulaşmak için hızla yemelidir. Yemek aralarında şeker, süt, çikolata gibi abur - cubur çok yedirilmemelidir. Yemek masasında kalma süresi 45 dakikayı geçmemelidir.

Masa hazırlanırken ve kaldırılırken çocuktan yardım istenmeli, O'na da sorumluluk verilmelidir. Yemek masasında geçirilen zaman mümkün olduğu kadar hoş konuların konuşulduğu, sohbet edildiği saatleri kapsamalıdır. Tartışma, münakaşa, sorunların rahatsız edici bir şekilde çözümlenmesi yemek masasının dışında olmalıdır. Genel olarak zaten bu durumlara çocukların şahit olması engellenmelidir, mümkün olduğunca...

Yemek, tepsi içinde veya bir başka yerde televizyon seyrederken yenmemelidir. Yemeyen çocuğun arkasından kaşıkla koşturup, yemesi istenmemelidir. Özellikle küçük çocuklar bunu bir oyun haline getirirler. Televizyon seyrederken çocuğun ağzına yemek vermek, çocuğun ne yaptığının farkına varmasını engeller. Daha büyük yaşlarda da yemek yeme, kitap okuma gibi çok sevilen aktivitelerle birleştirildiği zaman başka türlü yemek bozuklukları (obezite) gibi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Çocuklar çikolata, cips, fast food tarzı yiyeceklerle mümkün olduğunca az tanışmalıdır. Her şeyin dengeli bir şekilde, mümkün olduğunca katkısız ve organik gıdalara ağırlık verilerek tüketilmesine gayret edilmelidir. Daha sonraki yaşlarda televizyon ve bilgisayar başında hareketsiz kalıp, sürekli atıştıran çocukları da obezite gibi bir sorun bekleyebilir. Her şeyde olduğu gibi denge burada da çok önemli. Zihin, ruh, beden sağlığı dengeli bir toplum yetişmesine yardımcı olmak hepimizin görevi.

Pedegog Funda Ayra